Üniversite Sınavına Giriş Yazı Dizisi #2 Siz Ve Çevrenizdeki İnsanlar

/
6 Comments
Üniversite Sınavına Giriş Yazı Dizisi#1 Verimli çalışmak ile ilgili anekdotlara buradan ulaşabilirsiniz.

 Daha önceki yazımda da söylemiş olmalıyım buraya herkesin yazdıklarını yazmamaya çalışıyorum.  O yüzden kaçıncı sınıfta sınava çalışmaya başlamanız gibi bilgilere internetten herhangi bir rehberlik sayfasından ulaşabileceğinizi bildiğim için onları da atlıyorum.

İş sadece çalışmak, hedef belirlemek ve o hedefe ulaşmak olsaydı eğer inanın bu ülkedeki başarı seviyesi bambaşka bir halde olurdu. Fakat sadece bununla kalmıyor tabi. Kişiden kişiye değişebilen bir sürü cephede savaşmak zorunda kalıyoruz.


 Bazı okullar, öğretmenler anlayışsız oluyor ve öğrencilere yardımcı olmak yerine zorlayabildikleri kadar zorluyorlar. Bazen bizim en büyük destekçimiz olarak lanse edilen ailemiz destek olmak yerine tamamen köstek oluyorlar. Kiminin ise ailesi iyi olsa bile akrabalardan şanssız oluyor, onların psikolojik saldırılarına maruz kalıyor. Gittiğimiz dershanenin gazabına uğraya biliyoruz ve daha binlerce olay.


 (Daha önceki yazılarımdan biri olan 'El Alem Ne Der?' den bir alıntı.)

Aile.
Sınav senemizin en önemli etkenlerinden biri. Aslında hayatımızın ama bu kadar derin bahsetmeyeceğim burada. Aileniz size gerçekten inanıyor, destek oluyor ve size güveniyorsa yaşadınız. Çünkü bu  olabilecek en iyi senaryodan biridir.

Fakat. Her seferinde sizin motivasyonunuzu düşüren, zaten ağır bir yükünüz varken daha da yüklenmeye çalışan tiplerdense yakın sigaraları.


Şaka yaptım tamam zor bir durum ama sigara falan güzel şeyler değil. Evet bende ikinci gruptaydım. Ne kadar kişisel hayatımdan bahsetmek istemesem de şunu söyleyebilirim ki bizi ailedeki psikolojik şiddet o kadar kötüydü ki ben ders çalışmaktan, masaya oturmaktan temelli nefret ettim.


 (Daha önceki yazılarımdan biri olan 'Pek çok şeyin kökenin'den bir alıntı.)

Sizde benim gibi ikinci grupta olabilirsiniz. Mezun iseniz misal 'Geçen sene de kazamadın ne halt olacak senden?' gibisinden konuşmalara daha çok maruz kalırsınız. İlk seneniz olsa bile çalışma yönteminizden tutun aldığınız kalemlere, defterlerle, kafanızı arada dağıtmak için okuduğunuz kitaplara kadar her şeye laf edebilirler.


'O kadar senin için boşuna para harcıyoruz.'

'Ne olacak bu kadar kırtasiye eşyası? Anca israfsın!'

'Hı sen kitabını okumaya devam et, o kitaptan çıkacak zaten sorular.'

Ailenin eğitimli veya eğitimsiz olması fark etmiyor.  Hatta bazen ilkokul mezunu olan aileler çocuklarına beyaz yakalı evebeynlerin güvendiğinden çok daha fazla güvenip, destek olabiliyor.

Çünkü her şey kendini geliştirmekte ve evladını sevmekte bitiyor.

Size bunun ile ilgili 'PES ETME PES ETME' gibi salak salak şeyler söylemeyeceğim çünkü o çok bilmiş studyblogger gurühundan  fazlasıyla duyuyorsunuzdur bunları. Bir işe yaramıyor. Size diyeceğim şu ki kazanamazsanız, istemediğiniz yere giderseniz ya da o aile ile mezuna kalırsanız o konuşmalar çok daha kötüleşecek. O kadar baskının altında daha da ezilecek, dümdüz olacaksınız.


Bu yüzden alternatif bir çözümünüz (bir akrabanın yanında çalışmak gibi) canınızı dişinize takın, kan kusana kadar devam edin. Sizi siz kurtaracaksınız yine. Başkasının sizi anlamasını beklemeyin çünkü inanın birinin bu durumu anlaması için ya aynı şeyi yaşamış olması gerekiyor ya da bakış açısının bayağı geniş olması. Aksi taktirde büyüklerimizin bile diyeceği şey 'Ya olmz öyle şiy ailen tibiki sini siviyir.'



Sürüneceksiniz. Kan kusacaksınız. Gecelerce ağlayacaksınız. Psikolojiniz alt üst olacak. Ama yine de oradan çıkmak zorundasınız. Kendi hayatınızı kendiniz kuracaksınız bunu biliyorsunuz.

Arkadaş meselesine gelmeden önce akrabalar ve komşulardan bahsedeceğim. Özellikle her şeyi çok bilen teyzelerden. Lütfen genç dünyalılar onlar uzak durunuz. Türleri arasında en tehlikelileridir.



Ve özellikle kadınsanız ve size 'Ya kadınlar dizini kırıp kocasına...' diye bir cümleye başladığı an cevap vermekten korkmayın! Saygı çerçevesini aşmadan cevabını verin. Biliyorum siz o teyzeleri susturabilecek kapasitede insanlarsınız. Şimdi demez iseniz, düşüncenizi belirtmeyi öğrenmeye başlamazsanız ileride bu sizin için problem olur. Anneniz 'Cevap verme büyüklerine.' dediği an 'ben bir bireyim ve benim düşüncelerim var. Üstüne bu benim hayatım kimsenin karışma hakkı yok.' diyin.


Çünkü susarsanız sindirirler sizi. Bunu da birinci elden deneyimledim çünkü. Özellikle tutucu büyükler beni sevmez etrafımda benle konuşmaktan kaçınır, çünkü zamanında onlara öyle laflar söyledim ki tekrar cevap verecek yüzleri yok.


Dikkat etmeniz gereken nokta terbiyesizlikten kaçınmanız. Hangi laflar saygı çerçevesi içinde bunu öğrenmeniz. Siz etrafınızdaki insanlara kendinizin bir birey olduğunu olduğunu kabul ettirmez iseniz ne anneniz ne babanız sizi ezmekten çekinir. Benim neredeyse 8 senemi aldı. Ama bilin bakalım kim savaştan galip çıktı? (Kenara not alayım da bununla ilgili bir yazı da yazayım daha sonra)

Uzun lafın kısası iki seçeneğiniz var ya o insanlarla diyalog kurmaktan kaçının ya da kendi düşüncelerinizi belirtin.


Okuldaki problemler için bir genelleme yapamayacağım çünkü hepinizin okulları, öğretmenleri ve imkanları farklı. Ne yazsam yanlış olabilir yani.

Son konu olarak arkadaşlık ilişkilerinden bahsedeceğim. (Hah geldik dananın kuyruğunun koptuğu yereee)

Şimdi sizin kuzu sandıklarınız yılana, yılan sandıklarınız kuzuya dönüşebilir.

Çünkü insanların gerçekten kafasının içinden ne geçtiğini bilemiyorsunuz. Ve o sene kontrol dışı kalıp savruluyor düşünceler. Hal böyle olunca ihanetlerin ardı arkası kesilmiyor.


Sizi dersten alıkoymak isteyen de olacaktır, ders çalıştırmak isteyen de. Önceliklerinize karar verin. İnanın ki arkadaş her yerde bulunuyor. Yalnız kalmaktan korkmayın çünkü kalmayacaksınız emin olun buna. Şu dünyada en çok olan şeylerden birincisi ot ikincisi insan zaten. Biri gider biri gelir. Ki herkes dağılacak kimi kazanmayacak, mezuna kalacak kimi uzak bir şehre gidecek. 'Biz aynı yeri kazanacağızzz.' düşüncesini kafanızdan atmanızı öneririm. Kazansanız bile o lise arkadaşları üniversitede tuhaf bir şey oluyorlar.


Ne demek istediğimi yaşayıp anlarsınız.

Uzun lafın kısası bu sizin geleceğiniz unutmayın! Geleceğinize mani olunmasına izin vermeyin. Hayat bir kere yaşanıyor sonuçta. Bu yüzden isteklerinizi hedeflerinizi iyi belirlemenizi öneririm.

Yazı ile ilgili düşüncelerinizi yorum olarak bırakmayı unutmayın. Bu arada instagram hesabımda bayağı eğleniyorum oraya da beklerim.





Marstan diğer seslenişler;

6 yorum:

  1. Zor dönemler, motive edici bir yazı!
    Kaleminize sağlık, efendim :)

    YanıtlaSil
  2. Yazının 1500 kere okudum , çünkü , ne zaman okumaya kalksam biri çağırdı , başladım yine çağırdı yarım kaldı, kafam şuan allak bullak :D
    İnsanların seni anlaması imkansız , aynı şeyi yaşasa bile , kişilik farklılıkları yada daha da zor şeyler yaşamış olabileceklerinden dolayı , birbirimizi anlamıyoruz, bence bakış açısı geniş olsa bile anlayamayız , yapımız böyle çünkü ^^
    O teyzeler , ah o teyzeler, bayılıyorlar ya , insanın hayatına karışmaya , bugün arkadaşım anlattı bir teyze benim niye her şeye karşı çıktığımı soruyormuş -.- tam deli olmalık

    YanıtlaSil
  3. Bu yazını sınava hazırlanan herkes okuyabilse keşke..

    YanıtlaSil
  4. Yazdıkların çok doğru canım, katılıyorum sana. Ben üniversite sınavına hazırlanırken en çok köstek olan okuldaki hocalarımdı. Birkaç tanesi hariç hepsi bana 'kazanamazsın' 'Gavur dili okuyup ne yapacaksın' dedi. Bal gibi de kazandım, iyi ki de kazandım. Hıh artık gerçek bir İngilizce öğretmeniyim. :)

    YanıtlaSil
  5. Ah o teyzeler yok mu o teyzeleer... bir de şöyle bir şey var mesela ben babannem ve büyükbabamla yaşıyorum ama aradaki kuşak farkı karate vb. ile uğraşanların dudağını uçuklatır ndndnd ve bu farktan dolayı sürekli bir tantana evin içinde ama yinede dayanıyorum. En azından şimdilik. Valla bi çift porsumuş insana yedirtmem kendimi ndjdmdm

    YanıtlaSil
  6. Benim işim daha zor ben kendi kendime stres oluyorum annem geçen ıl test kitabımı yırtmıştı artık test çözme diye kafama birşeyi taktımmı TAMAM herşeyi bitiriyorum:((

    YanıtlaSil